E-ISSN: 1309-5749 | ISSN: 1018-8681 | Contact
Characteristics and predictive factors of non-suicidal self-injury in patients with schizophrenia spectrum disorders
1Bakirkoy Training and Research Hospital for Psychiatry Neurology and Neurosurgery, Research, Treatment and Training Center for Alcohol and Substance Dependence (AMATEM), Istanbul - Turkey
2Artvin State Hospital, Department of Psychiatry, Artvin - Turkey
Dusunen Adam The Journal of Psychiatry and Neurological Sciences 2021; 3(34): 223-235 DOI: 10.14744/DAJPNS.2021.00142
Full Text PDF

Abstract

Objective: This study was designed to evaluate the characteristics and functions of non-suicidal self-injury (NSSI) in patients with schizophrenia spectrum disorders (SSD) and to investigate predictive factors of NSSI.
Method: A total of 102 patients aged 18-65 years with a diagnosis of SSD according to DSM-5 criteria, who were in remission were consecutively recruited for the study. Lifetime NSSI was assessed using the Inventory of Statements About Self-injury. The Positive and Negative Syndrome Scale, the Calgary Depression Scale, the Suicide Probability Scale, the Dissociation Questionnaire, the Schedule for Assessing the Three Components of Insight, and the Barratt Impulsivity Scale-11 were administered to all of the participants. Logistic regression analysis was conducted to predict NSSI.
Results: The prevalence of NSSI was 31.4% in our sample. Self cutting was the most common type (26.1%), and affect regulation was the most common function of NSSI. Among the NSSI (+) group, 65.6% preferred to be alone when performing self-injurious behavior. The time between the onset of an urge to self-injure and the onset of self-injurious behavior was most often <3 hours (46.9%). Significant predictors of NSSI were a history of a suicide attempt (Odds ratio [OR]: 2.693, p=0.040, 95% confidence interval [CI]: 1.048-6.921) and a greater severity of depressive symptoms (OR: 1.216, p=0.001, 95% CI: 1.081-1.367). A history of a suicide attempt was associated with an approximately threefold increase in the risk of NSSI. The probability of suicide was higher among patients with NSSI than in patients without NSSI.
Conclusion: Approximately one-third of the SSD patients in this study reported NSSI. The results indicated that patients with severe depressive symptoms and a history of a suicide attempt were more at risk of injuring themselves and that the probability of suicide was higher in patients with NSSI than in patients without NSSI. A reciprocal relationship between NSSI and suicide underlines the necessity for careful investigation of both clinical situations in this patient group. Assessment of NSSI should be a part of the standard suicide risk assessment of SSD patients. Effective treatment of affective symptoms would likely help to reduce the risk of NSSI.


Şizofreni spektrum bozukluğu hastalarında intihar amaçlı olmayan kendine zarar verici davranışların özellikleri ve yordayıcı faktörler
1Bakırköy Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Nöroloji ve Nöroşirürji Anabilm Dalı, Alkol ve Madde Bağımlılığı Araştırma, Tedavi ve Eğitim Merkezi (AMATEM), İstanbul - Türkiye
2Artvin Devlet Hastanesi, Psikiyatri Anabilim Dalı, Artvin - Türkiye
Dusunen Adam The Journal of Psychiatry and Neurological Sciences 2021; 3(34): 223-235 DOI: 10.14744/DAJPNS.2021.00142

Amaç: Şizofreni spektrum bozukluğu (ŞSB) tanısı olan hastalarda intihar amaçlı olmayan kendine zarar verici davranışların (KZVD) özellikleri ve işlevlerinin incelenmesi ve bu davranışları yordayan faktörlerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Yöntem: Araştırmaya, 18-65 yaşları arasında DSM-5 tanı ölçütlerine göre ŞSB tanısı alan remisyon dönemindeki toplam 102 hasta ardışık olarak dahil edilmiştir. KZVD, Kendine Zarar Verme Davranışı Değerlendirme Envanteri (KZVDDE) kullanılarak değerlendirilmiştir. Tüm hastalara Pozitif ve Negatif Sendrom Ölçeği (PANSS), Calgary Şizofrenide Depresyon Ölçeği (CDÖ), İntihar Olasılığı Ölçeği (İOÖ), Dissosiyasyon Ölçeği (DIS-Q), İçgörünün Üç Bileşenini Değerlendirme Ölçeği (İÜBDÖ) ve Barratt Dürtüsellik Ölçeği-11 (BDÖ-11) uygulanmıştır. Lojistik regresyon analizi ile KZVD’yi yordayan faktörler değerlendirilmiştir.
Bulgular: Örneklemde KZVD sıklığı %31.4 bulunmuştur. ‘Kendini kesme’ en sık KZVD tipi (%26.1), ‘affekt düzenleme’ en sık görülen KZVD işlevi olarak tespit edilmiştir. KZVD olan olguların %65.6’sı kendine zarar verme eylemi esnasında yalnız olmayı tercih etmektedir. Kendine zarar verme isteğinin başlamasından eylemin gerçekleşmesine kadar geçen süre en sık olarak üç saatten daha kısadır (%46.9). KZVD sayısı yılda ortalama 30.31±50.932’dir. İntihar girişimi öyküsü (OR=2.693, p=0.040, %95 CI: 1.048-6.921) ve depresif belirti şiddeti (OR=1.216, p=0.001, %95 CI: 1.081-1.367) KZVD’yi yordayan faktörler olarak bulunmuştur. İntihar öyküsünün varlığının KZVD riskini ~3 kat arttırdığı saptanmıştır. İntihar olasılığı, KZVD olan grupta KZVD olmayan gruba göre anlamlı düzeyde yüksektir (p=0.004).
Sonuç: ŞSB olan hastaların yaklaşık 1/3’ünde KZVD görülmektedir. Çalışmamızın sonuçları şiddetli depresif belirtileri olan ve daha önce intihar girişimi olan hastaların kendine daha sık zarar verdiğini ve KZVD olan hastaların intihar olasılığının KZVD olmayan hasta grubuna göre daha fazla olduğunu göstermektedir. ŞSB hastalarında KZVD’nin intihar davranışları ile çift yönlü ilişkisi her iki klinik durumun ŞSB hastalarında dikkatle ele alınmasının gerekliliğinin altını çizmektedir. KZVD’nin değerlendirilmesi, ŞSB hastalarının standart intihar riski değerlendirilmesinin bir parçası olmalıdır. Affektif belirtilerin etkin tedavisi KZVD riskini azaltmaya yardımcı olacaktır.