Fantom ağrılarının tedavisinde EMDR terapi etkinliğinin değerlendirilmesi
Ebru Sinici
Makale No: 6   Makale Türü:  Araştırma
Amaç: Fantom ağrısının (FA) tedavisinde Eye Movements of Desensitization and Reprocessing (EMDR) terapisinin etkinliği araştırılmıştır.

Yöntem: Çalışmaya GATA Ortopedi ve Travmatoloji bölümünde yatan ve ampütasyon uygulanmış 14 hasta alınmıştır. Dört hastaya diyabetik ayak nedeniyle, 10 hastaya ise travmatik nedenli ampütasyon uygulanmıştır. Beş hastaya üç seans, sekiz hastaya beş seans ve iki hastaya da altı seans EMDR uygulaması yapılmıştır. Tedavinin sonlanması, hastaların ağrılarının olmadıklarını ifade etmeleriyle sağlanmıştır. Ampütasyon sonrası EMDR uygulamasından önce erken dönemde (birinci hafta sonunda) ve uygulamadan hemen sonra Mc Gill Melzack Ağrı Soru Formu, Durumluk Kaygı Envanteri (DKE), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ve Ruhsal Belirti Tarama Listesi (Symptom Distress Checklist, SCL 90-R) uygulanmıştır. Daha sonra bir ay ve üç ay sonra kontrol muayenesine çağrılan hastalara bu testler tekrar verilmiştir. SCL 90-R ise üçüncü ay kontrolünde tekrar uygulanmıştır.

Bulgular: EMDR uygulaması öncesi, uygulama sonrası, bir ay ve üç ay sonra kontrollerde hastaların ağrılarında belirgin azalma görülmüştür.

Sonuç: Bu çalışmada, EMDR terapisinin fantom ağrıları üzerinde anlamlı bir iyileşme sağladığı saptanmıştır. Bulgulara dayanarak EMDR terapisi fantom ağrıları üzerinde erken dönem uygulamasıyla etkin görülmüştür.
Anahtar Kelimeler: EMDR, ağrı, fantom ağrısı, travma
Düşünen Adam: Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi: 2016;29:349-358
Tüm Metin:

GİRİŞ

Ampütasyon uygulanan birçok hasta, kaybettikleri ekstremitelerinin var olmayan kısmında şiddetli bir ağrı hissetmektedirler. Bu durum Fantom Ağrısı (FA) olarak bilinmektedir. FA’nın başlamasını veya oluşumunu açıklamak için çeşitli teoriler ileri sürülmüştür, fakat başarılı tedavi seçenekleri halen sınırlıdır (1). Ampütasyonlardan sonra görülen ağrılar FA şeklinde olabilir. FA başlangıçta fantom hissi niteliğinde iken zamanla FA şekline dönüşebilir. Fantom hissi genelde hasta için sorun yaratmaz, kabul edilebilir düzeydedir ve zamanla azalma gösterir ya da kaybolur (1,2). Ancak, FA büyük sorun oluşturur (3). FA’sı olan hasta, olmayan ekstremitesinin bir kısmında veya bazen tamamında, çoğu zaman sıkma hissi veren ağrılar duyar. Birçok ampütasyon uygulanmış hasta, protezlerinin fonksiyonel olarak kullanılmasına yardım ettiği için fantom hissinden şikâyetçi olmadıkları fakat FA ile başa çıkmalarının zor olduğu rapor edilmiştir (4). FA, gün boyu ya da belirli uyaranlarla (protez takma gibi) hissedebilir. Genellikle kronikleşir (1,5,6). Bazı olgularda intihar nedeni olabileceği bile bildirilmiştir (1).

FA terimi, ilk olarak 1872’de Mitchell tarafından kullanılmıştır (7). Ambroise Paré 1552’de, merkezi ağrı hafızası kadar periferal faktörlerin de FA’na yol açabileceğini varsaymış ve bu fenomeni ilk tanımlayan kişi olmuştur (8). FA ampütasyon uygulanan hastaların %85’inde görülen, %50’sinde ise aylarca ve hatta ömür boyu devam eden bir ağrı olup ağrının mekanizması halen tam olarak aydınlatılamamıştır (1,9,10). FA’nın nedenleri yıllardır incelenmektedir. Genç hastalarda ve beklenmedik travmalar sonrası oluşan ampütasyonlardan sonra daha sık görülmesi nedeniyle psikolojik kökenli olarak değerlendirilmiştir (2-11). FA’nın, var olmayan ekstremitenin belirli pozisyon veya hareketleri ile ilgili olabileceği rapor edilmiştir. Ağrı, çeşitli fiziksel (örneğin; hava değişimi veya güdükteki basınç) veya psikolojik faktörler (örneğin; duygusal stres) nedeniyle ortaya çıkabilmektedir (12).

FA’nın hastalar tarafından en sık tanımlanan tipi, yakan ve kramp şeklindedir. Bunların yanı sıra titreyen, delici, yırtılan, kaşıntılı veya keskin şeklinde de tanımlanmıştır. Ağrı devamlı veya gün boyunca çeşitli alevlenme dönemleri içinde hissedilebilirken, bazı olgularda rastgele aralıklarla daha sık veya seyrek hissedilebildiği de tespit edilmiştir (13).

FA’nın tedavisinde lokal anestezi, sempatektomi, kordotomi, farmakolojik ajanlar ve nörositimülasyon gibi farmakolojik-cerrahi tedavi yöntemleri uygulanabildiği gibi hipnoz, biofeedback ve gevşeme terapisi gibi psikolojik tedavi yöntemleri de uygulanabilmektedir. Ancak uzun dönem takipte hiçbir tedavi yönteminin birbirine üstünlüğü bulunmamakta olup sonuçları tatmin edici değildir (9). Ampütasyonu travmatik bir olay olarak da görmek mümkündür. Bu durumda travmatik olayı anlamlandırma şekilleri ve başa çıkma tarzları da kişilere göre farklı olmaktadır.

FA’ları gibi ağrılı durumlar, hastalık ya da yaralanma başarılı bir şekilde tedavi edilse bile rahatsız etmeye devam edebilir. Bu durum uygunsuz depolanan anılar ve kronik aktif ağrıların sonucu olabilir (14-17). Bu anılar FA’da önemli faktördür ve ayrılması, FA üzerinde kalıcı bir etkiye sahip olabilir. Travmatik anıları işleme de duruma uygun bir seviyede ağrı anılarının duygusal boyutlarını azaltma da etkili bir yöntem olabilir (16). Özellikle olumsuz deneyimlerin çözümlenmemiş anıları işlemesini amaçlayan Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR), travmatik kaynaklı anılar için kanıta dayalı bir tedavi şeklidir (18,19).

EMDR, psikodinamik, bilişsel davranışçı, danışan merkezli, beden temelli ve etkileşimsel terapilerin öğelerini birleştiren sekiz aşamalı yapılandırılmış bir tedavi yaklaşımıdır. Travmatik anılarla bağlantılı rahatsızlıkları ortadan kaldırmak için geliştirilmiş olup strese yol açan yaşam olaylarını izleyen diğer hastalıklarda da kullanılmaktadır (20).

Bu çalışmada; EMDR’nin, kişilerin yaşam kalitelerini bozan FA’nın tedavisinde, erken dönemde kullanılmasıyla, ampütasyon uygulanan hastaların hem ağrısını tedavi etme, hem de hastanın proteze uyum sürecini kolaylaştırması düşünülmektedir. Çalışmanın amacı, ampütasyon sonrası görülen fantom ağrılarının giderilmesinde EMDR terapisinin etkinliğini araştırmaktır.

YÖNTEM

Çalışmaya Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı’nda yatan ve ampütasyon uygulanmış 14 hasta alınmıştır. Hastaların yaşları 20 ile 68 arasında olup ortalaması 30.53±14.95’tir. Dört hastaya diyabetik ayak nedeniyle, 10 hastaya ise travmatik nedenli ampütasyon uygulanmıştır. Ampütasyondan önce hastalar ile görüşülerek sosyoekonomik durumu, yaşı, eğitim düzeyi, geçirilmiş cerrahi ve beklenti düzeyini içeren yarı yapılandırılmış genel bilgi formu doldurulup EMDR ve ampütasyon hakkında genel bilgi verilmiştir. Ampütasyon sonrası erken dönemde (birinci hafta sonunda) EMDR uygulamasından önce ve uygulamadan hemen sonra Mc Gill Melzack Ağrı Soru Formu, Durumluk Kaygı Envanteri (DKE), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ve Ruhsal Belirti Tarama Listesi (Symptom Distress Checklist SCL 90-R) uygulanmıştır. Daha sonra bir ay ve üç ay sonra kontrol muayenesine çağrılan hastalara bu testler tekrar verilmiştir. SCL 90-R ise testin özelliği nedeniyle üçüncü ay kontrolünde tekrar uygulanmıştır. Bu testler verilmeden önce karşılıklı görüşmelerde hastalara çalışma, EMDR ve testlerle ilgili açıklamalarda bulunulmuştur. Bu çalışmada, özellikle ağrıya özgü bir EMDR protokolü uygulanmıştır.

Çalışmayla ilgili olarak etik kurul onayı alınmış olup çalışmaya katılan tüm kişilerden onam formu alınmıştır.

Ölçekler

Mc Gill Melzack Ağrı Soru Formu: Dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde hastanın ağrısının yerini vücut şeması üzerinde işaretlemesi ve ağrı derinden geliyorsa “D”, vücut yüzeyinde ise “Y”, hem derinde hem de yüzeyde ise “DY” harfleri ile belirtmesi istenir. Literatürde hastaların %62-66’sının tek bir bölgede, %17’sinin iki ayrı bölgede, %9-13’ünün ise üç ayrı bölgede ağrı tanımladığı belirtilmektedir (21). İkinci bölümde, ağrıyı duyusal, algısal ve değerlendirme yönünden inceleyen 20 takım kelime grubu vardır. Her grup ağrıyı değişik yönleri ile tanımlayan 2–6 kelimeden oluşur. Üçüncü bölümde ağrının zamanla ilişkisi yer alır. Ağrının sürekliliği, sıklığı, ağrıyı arttıran/azaltan faktörleri belirlemeye yönelik kelime grupları vardır. Dördüncü bölümde ise ağrı şiddetini belirlemeye yönelik “hafif” ağrı ile “dayanılmaz” ağrı arasında değişen beş kelime grubu; ayrıca “yaşanabilir=hedef ağrı” olarak da tanımlanan ve hastanın kabul edebileceği veya rahatsız olmadan yaşayabileceği ağrı şiddetini belirlemeye yönelik altı soru yer almıştır. Ölçekteki her bir grup 20 takım ağrı değerlendirici kelimeden oluşur. Hastalar ağrıları ile ilgili takımı seçip, her seçilmiş grupta ağrısını en iyi tanımlayan harfi daire içine alırlar. Her grup 2 ile 6 arasında kelimeye sahip olup, bu kelimeler ağrının şiddet düzeyini tanımlarlar. İlk 10 takım duyumsal, sırası ile beş takım duygusal olup, 16 fakım da değerlendiricidir. Son dört takım değişik kelimelerden oluşur. Her bir ölçümdeki skor, total skoru oluşturur (22). Bu ölçeğin ülkemizde geçerlilik ve güvenirlik çalışması yapılmıştır (23).

Durumluk Kaygı Envanteri (DKE): Durumluk kaygı, yoğunluğu duruma göre değişen, sürekli karşılaşılmayan olaylara bireyin gösterdiği geçici duygusal tepkilerdir. Bireyin, stres yaratan durumu tehdit edici olarak algıladığı durumlarda yüksek, tehdit edici olarak algılanmadığı durumlarda düşük düzeyde değerlendirilir. Bireyin durumluk, yani o anda içinde bulunduğu kaygı düzeyini ölçmektedir (24,25).

Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ): A.T. Beck tarafından geliştirilmiş olan bu ölçek depresyon düzeyi ve depresyon ile diğer psikopatolojik durumların ayırt edilmesi için kullanılır (26). Elde edilen puanın yüksek oluşu, depresyon düzeyinin ya da şiddetinin yüksekliğini gösterir. Alınabilecek en yüksek puan 63’tür. Ülkemizde geçerlilik ve güvenilirlik çalışması yapılmıştır (27).

Ruhsal Belirti Tarama Listesi (Symptom Distress Checklist SCL 90-R): Psikolojik sıkıntı belirtilerini değerlendiren bir testtir. Degoratis tarafından geliştirilen bu ölçek, son bir ay içinde bireyin karşılaştığı zorlanmanın ya da yaşadığı olumsuz stres tepkisinin düzeyini değerlendiren belirti tarama aracıdır (28). On belirti grubunu içermektedir. Bunlar; somatizasyon, obsesif-kompulsif, kişilerarası duyarlık, depresyon, kaygı, öfke-düşmanlık, fobik anksiyete, paranoid düşünce, psikotizm, ek maddeler. Ölçek, her yakınma için 0–4 arası puan verilerek hasta tarafından doldurulur. Ölçeğin Türkiye’de geçerlik ve güvenirlik çalışmaları yapılmıştır. Türkçe formunun güvenirliğine ilişkin yapılan çalışmada lise öğrencileri için toplam puanlar kullanılarak hesaplanan test-tekrar test güvenirlik katsayısı r=0.83’dür (29). Aynı çalışmada üniversite öğrencileri grubunda alt ölçeklerin hesaplanan test-tekrar test güvenirlik katsayılarının 0.63 ile 0.84 arasında değiştiği bildirilmiştir. Dağ üniversite öğrencilerinden elde ettiği verilerle alt ölçeklerin test-tekrar test korelasyon katsayılarını r=0.75 ile 0.87 arasında bildirmektedir (30). Ölçeğin tümünün Cronbach alfa katsayısı ise cc=0.96 olarak hesaplanmıştır. Alt ölçekler için de a=0.64 ile 0.85 arasında değişen değerler elde edilmiştir.

EMDR Protokolü

Danışan geçmişi: Ağrı hikâyesi, ağrı başlangıcı, seyri, süresi vb ailevi durumu, yaşam destekleri gibi bilgiler alınır. Semptomlar ve sorunların kaynağı olan anılar ve gelecekle ilgili hedefler belirlenir. Tedavi planı oluşturulur.

Değerlendirme: Hasta EMDR hakkında bilgilendirilir. Ağrının zihindeki bilgilerin duygu ve düşüncelerin bloke olmasından kaynaklandığı, çift yönlü uyarımla bu blokajların çözümlenerek ağrıya ilişkin bilgilerin, duygu ve düşüncelerin yeniden işlemleneceği anlatılır.

Hazırlık: Terapist, hastanın ağrıyı temsil eden resmi, (ağrını şekli, büyüklüğü, kokusu, ısısı gibi şekillendirme) daha sonra ağrının kendi yaşamı ve kişiliği üzerindeki etkisine verdiği anlamı ortaya koyan bugünkü negatif inancını ve duygularını, bedenindeki hislerini ve yerini, olmasını istediği pozitif inancını belirlemesine yardımcı olur. Bu bölümde ayrıca ağrının düzeyi, öznel rahatsızlık derecesi (Subjective Units of Disturbance SUD) olarak adlandırılan 0-10 arasında bir ölçekle değerlendirilir. Aynı zamanda pozitif inancının derecesi de bilişin geçerliliği (Validity of Cognition-VOC) olarak adlandırılan 1-7 arasında bir ölçekle değerlendirilir.

Duyarsızlaştırma: Bu aşamaya hastanın anıyı temsil etmek üzere seçtiği resme odaklanması, negatif inancına odaklanması, hissettiği duyguları yaşaması ve bunlarla beraber bedeninde yaşadığı duyumu hissetmesiyle başlanır. Çift yönlü uyaran verilir. Anı ve hastanın negatif inançları rahatsızlık vermeyene kadar işleme sürdürülür.

Yerleştirme: Hastanın pozitif inancı pekiştirilir. Hasta, ağrı ile istedikleri gibi baş ettiklerine emin olduğunda terapi yavaş yavaş sonlandırılır.

Beden Tarama: Hastanın bedenini taraması ve rahatsızlık veren bir duyum varsa işlenmesi sağlanır.

Kapanış: Terapist hastaya olumlu geri bildirimde bulunur. Seanstan sonra neler yaşayabileceğini anlattır.

Yeniden Değerlendirme: Bir önceki seansın değerlendirilmesi yapılır. Terapist önceki seansta ulaşılmış olan pozitif sonuçların yerleşip yerleşmediğini kontrol eder. Gerçekçi beklentiler oluşturulur, pozitif değişimler pekiştirilir. Bunu sonucunda işlemleme süreci devam eder veya sonlandırılır (31).

İstatistiksel Analiz

İstatistiksel değerlendirmede tekrarlı ölçümlerde varyans analizi testleri kullanıldı ve p<0.05 değerleri anlamlı kabul edildi. Veriler Windows SPSS 15.0 programında değerlendirildi.

BULGULAR

Mc Gill Melzack Ağrı Soru Formu, BDÖ ve DKE ölçeklerinden aldıkları puanların EMDR uygulamasından önce ve EMDR uygulamasından hemen sonra, bir ay ile üç ay sonrasında; SCL 90-R ölçeğinin ise EMDR’dan önce ve üç ay sonrasında anlamlı olarak farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek amacıyla tekrarlı ölçümler desenine uygun varyans analizi yapılmıştır (Tablo 1).

Hastaların beşine üç seans, sekizine beş seans ve ikisine de altı seans EMDR uygulaması yapılmıştır. Tedavi bitiminde tüm hastalar ağrılarının olmadıklarını ifade etmişlerdir.

EMDR öncesi ve sonrası (uygulamadan hemen sonra, bir ay ve üç ay) Mc Gill Melzack Ağrı Soru Formundan aldıkları puanlar arasında anlamlı fark bulunmuştur (F3;39=103.626; p<0.05). Tukey testi kullanılarak yapılan anlamlılık ölçümü sonuçlarına göre ilk uygulama (Ort=7.07; SS=1.5) ve üç ay sonraki son uygulama (Ort=0.07; SS=0.3) arasındaki fark anlamlı bulunmuştur. İlk uygulama ile ikinci uygulama (Ort=0.6; SS=1.4) arasında da fark anlamlı görülmüştür. Ancak ikinci ve üçüncü (Ort=0.8; SS=1.3) ile üçüncü ve dördüncü (Ort=0.07; SS=0.3) uygulamalar arasında anlamlı fark bulunmamıştır. Buna göre testten alınan puanlarda, EMDR’nin hemen sonrasında ağrıların giderek azaldığı söylenebilir (Tablo 1).

EMDR öncesi ve sonrası (hemen, 1 ay ve 3 ay) DKE aldıkları puanlar arasında anlamlı fark bulunmuştur (F3;39=2.97; p<0.05). Tukey testi kullanılarak yapılan gruplar arası karşılaştırma sonuçlarına göre tüm uygulamalar arasında istatistiksel olarak anlamlılık görülmektedir. Buna göre, EMDR uygulamasının fantom ağrısı olan hastaların durumluk kaygıları üzerinde etkisi olduğu söylenebilir (Tablo 1).

EMDR öncesi, hemen sonrası, bir ay ile üç ay sonrasında BDÖ’den aldıkları puanlar arasında anlamlı fark bulunmuştur (F3;39=28.565; p<0.05). Tukey testi kullanılarak yapılan gruplar arası karşılaştırma sonuçlarına göre tüm uygulamalar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur. Buna göre testten alınan puanlarda, EMDR uygulanan hastaların depresyon ölçüm değerlerinde belirgin bir azalma gösterdiği söylenebilir (Tablo 1).

EMDR öncesi ve üç ay sonrası uygulanan SCL 90-R ölçeğinin alt testlerinden somatizasyon alt ölçeğinden alınan puanlar arasında anlamlı fark bulunmuştur (F1;13=6.5; p<0.05). Tukey testi kullanılarak yapılan gruplar arası karşılaştırma sonuçlarına göre ilk uygulama (Ort=2.2; SS=2.6) ve ikinci uygulama (Ort=0.35; SS=0.76) arasında anlamlı fark bulunmuştur. Buna göre testten alınan puanlarda, EMDR uygulanan hastaların somatik belirtilerinde azalma gösterdiği söylenebilir (Tablo 1).

Obsesif kompulsif belirtiler alt ölçeğinden alınan puanlar arasında anlamlı fark bulunmuştur (F1;13=8.729; p<0.05). Tukey testi kullanılarak yapılan gruplar arası karşılaştırma sonuçlarına göre ilk uygulama (Ort=1.6; SS=1.4) ve ikinci uygulama (Ort=0.38; SS=0.64) arasındaki fark, anlamlı bulunmuştur. Buna göre testten alınan puanlarda, EMDR uygulanan hastaların obsesif kompulsif belirtilerinin azaldığı söylenebilir (Tablo 1).

Kişilerarası duyarlık alt ölçeğinden alınan puanlar arasında anlamlı fark bulunmuştur (F1;13=9.953; p<0.05). Tukey testi kullanılarak yapılan gruplar arası karşılaştırma sonuçlarına göre ilk uygulama (Ort=1.7; SS=1.5) ve ikinci uygulama (Ort=0.61; SS=0.76) arasındaki fark, anlamlı bulunmuştur. Buna göre testten alınan puanlarda, EMDR uygulanan hastaların sosyal adaptasyonunun olumlu yönde arttığı söylenebilir (Tablo 1).

Depresyon alt ölçeğinden alınan puanlar arasında anlamlı fark bulunmuştur (F1;13=6.476; p<0.05). Tukey testi kullanılarak yapılan gruplar arası karşılaştırma sonuçlarına göre ilk uygulama (Ort=1.9; SS=2.3) ve ikinci uygulama (Ort=0.3; SS=0.71) arasındaki fark, anlamlı bulunmuştur. Buna göre testten alınan puanlarda, EMDR uygulanan hastaların depresyon alt ölçeğinin değerlerinde farklılık gözlenmiştir (Tablo 1).

Anksiyete alt ölçeğinden alınan puanlar arasında anlamlı fark bulunmuştur (F1;13=6.832; p<0.05). Tukey testi kullanılarak yapılan gruplar arası karşılaştırma sonuçlarına göre ilk uygulama (Ort=1.8; SS=2) ve ikinci uygulama (Ort=0.87; SS=1.5) arasındaki fark, anlamlı bulunmuştur. Buna göre testten alınan puanlarda, EMDR uygulanan hastaların anksiyete belirtilerinin azaldığı söylenebilir (Tablo 1).

Öfke ve düşmanlık alt ölçeğinden alınan puanlar arasında anlamlı fark bulunamamıştır (F1;13=1.579; p<0.05). Tukey testi kullanılarak yapılan gruplar arası karşılaştırma sonuçlarına göre ilk uygulama (Ort=1.8; SS=2.4) ve ikinci uygulama (Ort=0.8; SS=1.5) arasındaki fark, anlamlı bulunmamıştır. Buna göre testten alınan puanlarda, EMDR uygulanan ampütasyonlu hastaların öfke düşmanlık değerlerinde farklılık gözlenmemiştir (Tablo 1).

Fobi alt ölçeğinden alınan puanlar arasında anlamlı fark bulunmuştur (F1;13=5.632; p<0.05). Tukey testi kullanılarak yapılan gruplar arası karşılaştırma sonuçlarına göre ilk uygulama (Ort=2.2; SS=2.6) ve ikinci uygulama (Ort=0.4; SS=0.9) arasındaki fark, anlamlı bulunmuştur. Buna göre, testten alınan puanlarda, EMDR uygulanan hastaların fobik belirtilerinde azalma gözlenmiştir (Tablo 1).

Paranoid özellikler alt ölçeğinden alınan puanlar arasında anlamlı fark bulunmuştur (F1;13=11.518; p<0.05). Tukey testi kullanılarak yapılan gruplar arası karşılaştırma sonuçlarına göre ilk uygulama (Ort=1.6; SS=1.5) ve ikinci uygulama (Ort=0.2; SS=0.6) arasındaki fark, anlamlı bulunmuştur. Buna göre testten alınan puanlarda, EMDR uygulanan hastaların paranoid düşüncelerin önemli ölçüde azaldığı söylenebilir (Tablo 1).

Psikotizm alt ölçeğinden alınan puanlar arasında anlamlı fark bulunmuştur (F1;13=5.931; p<0.05). Tukey testi kullanılarak yapılan gruplar arası karşılaştırma sonuçlarına göre ilk uygulama (Ort=1.6; SS=1.6) ve ikinci uygulama (Ort=0.4; SS=1) arasındaki fark, anlamlı görülmüştür. Buna göre testten alınan puanlarda, EMDR uygulanan hastaların olayla ilgili psikotik belirtilerinde değişiklik olduğu söylenebilir (Tablo 1).

Ek skaladan alınan puanlar arasında anlamlı fark bulunmuştur (F1;13=38.449; p<0.05). Tukey testi kullanılarak yapılan gruplar arası karşılaştırma sonuçlarına göre ilk uygulama (Ort=1.6; SS=1) ve ikinci uygulama (Ort=0.2; SS=0.5) arasındaki fark, anlamlı bulunmuştur. Buna göre testten alınan puanlarda, EMDR uygulanan hastaların uyku ve yeme bozukluğuyla ilgili belirtilerinin önemli ölçüde azaldığı söylenebilir (Tablo 1).

SCL 90-R testinin genel değerlendirmesine bakıldığında EMDR öncesi ile üç ay sonrası uygulama sonucunda alınan puanlar arasında anlamlı fark görülmemiştir (F1;13=0.799; p<0.05). Tukey testi kullanılarak yapılan gruplar arası karşılaştırma sonuçlarına göre ilk uygulama (Ort=1.6; SS=2) ve ikinci uygulama (Ort=0.9; SS=1.8) arasındaki fark, anlamlı bulunmamıştır (Tablo 1).

TARTIŞMA

Diabetik ayak nedeniyle dört, travma nedeniyle 10 hastaya ampütasyon uygulanan toplam 14 hastaya ampütasyon sonrası ilk bir hafta içinde FA’nı giderebilmek amacıyla EMDR uygulandı. Hastaların tümünün EMDR tedavisinden sonra zaman içinde FA’larının azaldığı, anlık kaygılarında düzelme olduğu, depresif belirtilerinde azalma görüldüğü, SCL 90-R alt ölçeklerinden öfke-düşmanlık haricindeki tüm alt ölçeklerin puanlarında anlamlı düzeyde farklılık saptandı.

Bu çalışmada hastalara uygulanan EMDR terapisinden sonra depresif belirtilerde ve durumluk kaygılarında anlamlı bir düşme kaydedilmiştir. Depresif belirtilerin azalmasının nedeni olarak EMDR’nin hızlı bilgi işleme yöntemi olduğu düşünülmektedir. Wilson ve arkadaşları (30) da ilk veya ikinci EMDR seansında depresyon ve kaygı belirtilerinin büyük oranda ortadan kalktığını bildirmişlerdir. EMDR’nin bu durumda travmatik yaşantılar sonrasında bilgi işleme sisteminde oluşan tıkanıklığın giderilmesine, işlenmemiş bilginin uyarımlar sayesinde işlenerek içeriğin uyuma yönelik bir çözümlemeye ulaşmasına yardım eden yönüyle depresif belirtilerde ve durumluk kaygılarında etkili olduğu düşünülmektedir.

Kronik ağrıda EMDR tedavisi ile ilgili makalelerinde Grant ve Threlfo (33) ve FA üzerine EMDR ile ilgili çalışmalarında Schneider ve arkadaşları (9) hastalardaki ağrının düzelmesini Shapiro’nun uyumsal bilgi işleme modeli (UBİ) ile açıklamaya çalışmışlardır. Bu modele göre; nosiseptif duyu ile emosyonel tepki ilişkilidir. Travmatik olay sırasında ağrı veren uyaran hem fiziksel olarak, hem de imge, düşünce ve affekt olarak depolanır. Bu nedenle de travmatik anılar bilinçli farkındalığın yanı sıra affektif unsurlar içerir ve kronik ağrı ile birlikte strese belirgin olarak katkıda bulunur. İşlevsiz olarak depolanan bu anıların yeniden işlenmesi sorunlu anıların bütünleşmesine izin verecek ve hem belirtilerin iyileşmesi ve hem de kişisel yeterlilikte artma ile sonuçlanacaktır. UBİ modeli ile yapılan açıklamalara göre travmatik olaya ait algı, onun somatik ve affektif bileşenleri verilen iki yönlü uyarım ile yeniden işlenir ve anının kortikal bütünleşmesi sağlanır. Ağrının emosyonel boyutunun değişmesi ağrı yollarında değişime yol açarak sinir sisteminde ağrının hatırlanması ve yeniden üretimini değiştiriyor olabilir (19).

Stres veren emosyonlara duyarsızlaşma sağlanması yoluyla hasta bir kez ağrı veya strese karşı daha normal bir yanıt verirse yeni bir travma olmadıkça ağrının limbik olarak büyütülen tepkisine dönme olmayacağı hipotezi ileri sürülmüştür (16). Buna göre; EMDR tedavisi, travmatik deneyimin somatik ve bilişsel bileşenleri kadar emosyonel unsuru üzerinde odaklanmasıyla, daha stabil değişiklikleri uyarır ve böylece ağrının emosyonel boyutuna yönelmeyen geleneksel yaklaşımlara göre belirgin avantajlar sağlar.

Bu çalışmada SCL 90-R ölçeğinin Somatizasyon alt ölçeği puanlarına bakıldığında alan yazınla uyumlu bulunmuştur (34). Diyabet hastası olan ve travma geçirmiş olan hastaların dikkatlerini kendi bedensel bütünlüğüne vermiş olduklarını düşündürmektedir. Üç ay sonra uygulanan ikinci ölçüm sonucunda anlamlı fark görülmüştür. Bu durumda EMDR uygulamasının etkisi olabileceği düşünülmektedir. Bununla beraber fiziksel iyileşme ile beraber protez aşamasına geçilmiş olmasının da değişime katkılarını göz ardı edilmemesi gerekir.

Ampütasyon sonrası ilk uygulama sonucunda obsesif kompulsif belirtiler alt ölçeği puanları yüksek görülmektedir. Ayrıca travmatik yaşantıların obsesif kompulsif belirtiler üzerindeki etkisi de araştırılmış, hem obsesif kompulsif bozukluk (OKB) hastalarında hem de klinik olmayan örneklemde, obsesif kompulsif belirtiler ile çocukluk çağı travmaları arasında anlamlı ilişki bulunmuştur (35,36). Travma ve OKB arasındaki ilişki ortaya konurken, travma ile ilgili düşüncelerin bir süre sonra obsesyona dönüşebileceği (37) üzerinde durulmaktadır. Bilişsel yaklaşıma göre klinik anlamı olan bir obsesyon daha hafif şiddette olan zorlayıcı düşüncelerden türemektedir (38). Bu şekilde olması durumunda, travmatik yaşantı temalı bazı istenmeyen düşüncelerin klinik obsesyonlara dönüşmesi mümkün görünmektedir. Bunun yanı sıra, travmatik yaşantılar rahatsızlık vermeyen düşüncelerin daha sonra obsesyona dönüşmesinde tetikleyici bir rol oynayabileceği düşünülmektedir. Bu çalışmada EMDR uygulaması sonrası obsesif kompulsif belirtiler puanlarının anlamlı derecede düştüğü gözlenmiştir. Von Knorring ve arkadaşları (39) yaptığı bir çalışma da EMDR’nin kaygı bozukluklarının (OKB, TSSB vb.) tedavisini bilimsel olarak desteklemiştir.

Kişilerarası duyarlık alt ölçeğinde EMDR öncesinde puanlar yüksek görülmektedir. Fiziksel yaralanma ile birlikte bireyin durumunu başkalarıyla karşılaştırdığında, kişilerarası ilişkilerinde kendini aciz ve bağımlı görmesi gibi olumsuz düşünce ve duyguları yansıtmasını ortaya çıkarabilmektedir. Bununla birlikte hastanın içine kapanmasıyla, verilen sosyal desteğin olumsuz algılanmasına neden olabilmektedir (40). EMDR uygulamasının, hastanın kendisiyle ilişkili olumsuz duygu ve düşüncelerini azaltmaya yardımcı olduğu, üç ay sonraki ikinci ölçek uygulaması sonucuyla ortaya çıktığı görülmektedir.

Öfke-düşmanlık alt ölçeğinde EMDR uygulaması önce ve sonrasında farklılık görülmemekle beraber, ölçek skorları her iki ölçümde de yüksek görülmemektedir. Bu sonucun, hastaların diabet hastalığı ve travmatik yaşantısı ile ilgili olarak öfke ve düşmanlık hissetmediği, sadece ampütasyona bağlı kayıp yaşantısından dolayı kaygı yaşamasıyla ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Bununla beraber hastaların psikiyatrik bir tanısının olmamasının da bu sonucu destekleyebileceği değerlendirilmektedir. Henning ve Frueh’e (41) göre travma hakkındaki öfke ile ilişkili düşünceler, travmayı tekrar deneyimlemeyi tetikleyebilmektedir. Dolayısıyla da öfkenin şiddetiyle stres bozukluğu belirtilerinin şiddetinin bağlantılı olma olasılığını düşündürmektedir.

Fobik belirtiler alt ölçeğinde ise hastaların puanlarının yüksek olduğu görülmüştür. Bu çalışmada EMDR uygulamasından üç ay sonraki ölçümlerde puanların anlamlı olarak düştüğü gözlenmiştir. Travma odaklı fobinin hasta tarafından açıkça belirgin bir başlangıcı vardır. Bu, korkuyu ortaya çıkaran stres verici ve dramatik bir deneyimdir. Hastaların ampütasyon olması da travmatik bir olaydır. Dolayısıyla neler yaşayabilecekleri konusunda korku hissetmeleri de doğal karşılanmalıdır. EMDR uygulaması ise korkuya neden olan anılarla çalışma ya da duyarsızlaştırma için ilk tercih edilecek tedavi seçeneklerinden biri olarak kabul edilebilmektedir (42). EMDR, travmatik anıların çözümü sırasında sıkıntıların değişimine yol gösterebilmektedir (14).

Paranoid düşünceler alt ölçeğinde ise puanların yüksek olduğu görülmüştür. Parson (43) yaptığı bir çalışmada travma sonrası kişilerin paranoid düşüncelere sahip oldukları ve bununla birlikte kronik TSSB olan kişilerde kişilik bozuklukları görülebileceğine işaret etmiştir. Bu çalışmada EMDR uygulamasıyla paranoid düşüncelerde azalma olması, tekniğin bu düşünceler üzerinde de etkisi olduğunu düşündürmektedir.

Psikotizm belirtileri alt ölçeğinde kaza sonrası ölçümlerde anlamlı farklılık görülmüştür. Klaric ve arkadaşları (34) yaptığı bir çalışmada travmatize olmuş kişilerde psikotizm belirtilerine sıklıkla rastlandığını bildirmişlerdir. Bu çalışmada bir ay sonraki ikinci değerlendirmede travma ile ilgili psikotik belirtilerin görülmediği bununla beraber EMDR’nin bu belirtileri azalttığı düşünülmektedir.

Ek skala alt ölçeğindeki (uyku, beslenme sorunu) ölçüm sonuçları, EMDR öncesi ve sonrası arasında anlamlı farklılık göstermektedir. Shapiro’ya göre göz hareketleri, REM uykusunda ortaya çıkan benzer işlemleri uyarabilmektedir (44). Travmaya uğramış kişilerin REM uykusu dönemlerinin işlevsel olmadığını saptayan araştırmalar bulunmaktadır (45,46). Shapiro’ya (19) göre, bu sonuç bilişsel işlemenin ya da bellek işleyişinin göz hareketleri ile ilişkili olduğu görüşü ile tutarlı görülmektedir.

Bu çalışma, hasta sayısı nedeniyle bu alanda yapılmış en kapsamlı araştırma olarak görülmektedir. Bulgularda belirgin bir düzelme izlenmesinin nedeni olarak EMDR uygulamasının erken dönemde yapılması düşünülmektedir. Böylece hastaların proteze uyum ve günlük hayata alışma süreçlerini daha etkili geçirebilecekleri değerlendirilmektedir. Dolayısıyla EMDR terapisinin, sinir sisteminde birçok etki mekanizmasını harekete geçirerek ampute hastalarda ağrı üzerinde yatıştırıcı etkileri olduğu görülmüştür. Özellikle cerrahi kliniklerinde, operasyon sonrası erken dönemlerde EMDR uygulanması, hastalar açısından olumlu sonuçlar getirebilir.

Çıkar çatışması: Yazar çıkar çatışması beyan etmemiştir.

Finansal destek: Yazar finansal destek beyan etmemiştir.

KAYNAKLAR

1.Kooijman CM, Dijkstra PU, Geertzen JH, Elzinga A, van der Schans CP. Phantom pain and phantom sensations in upper limb amputees: an epidemiological study. Pain 2000; 87:33-41. [CrossRef]

2.Raja S, Benzon HT: Phantom pain, in Benzon HT, Raja S, Molloy RE, Liu SS, Fishman SM (eds): Essentials of Pain Medicine and Regional Anesthesia, 2nd ed., Philadelphia: Elsevier Inc. 2005, 394-398. [CrossRef]

3.Birbaumer N, Lutzenberger W, Montoya P, Larbig W, Unertl K, Topfner S, Grodd W, Taub E, Flor H. Effects of regional anesthesia on phantom limb pain are mirrored in changes in cortical reorganization. J Neurosci 1997; 17:5503-5508.

4.Sherman RA. Stump and phantom limb pain. Neurol Clin 1989; 7:249-264.

5.Sherman RA, Sherman CJ. Prevalence and characteristics of chronic phantom limb pain among American veterans. Results of a trial survey. Am J Phys Med 1983; 62:227-238.

6.Nikolajsen L, Jensen TS. Phantom limb pain. Br J Anaesth 2001; 87:107-116. [CrossRef]

7.Louis ED, York GK. Weir Mitchell’s observations on sensory localization and their influence on Jacksonian neurology. Neurology 2006; 66:1241-1244. [CrossRef]

8.Weinstein SM. Phantom limb pain and related disorders. Neurol Clin, 1998; 16:919-936. [CrossRef]

9.Schneider J. Hofmann A, Rost C, Shapiro F. EMDR in the treatment of chronic phantom limb pain. Pain Med 2008; 9:76-82. [CrossRef]

10.Katz J, Melzack R. Pain ‘memories’ in phantom limbs: review and clinical observations. Pain 1990; 43:319-336. [CrossRef]

11.Calford MB, Tweedale R. Immediate and chronic changes in responses of somatosensory cortex in adult flying-fox after digit amputation. Nature 1988; 332:446-448. [CrossRef]

12.Bek D, Demiralp B, Kömürcü M, Ateşalp S. Fantom ekstremite ağrısı ile nörinom oluşumu arasındaki ilişki. Acta Orthop Traumatol Turc 2006; 40:44-48. (Turkish)

13.Hill A. Phantom limb pain: review of the literature on attributes and potential mechanisms. J Pain Symptom Manage 1999; 17:125-142. [CrossRef]

14.de Roos C, Veenstra AC, de Jongh A de, den Hollander-Gijsman M, van der Wee NJ, Zitman FG, van Rood YR. Treatment of chronic phantom limb pain using a trauma-focused psychological approach. Pain Res Manag 2010; 15:65-71. [CrossRef]

15.Whalley MG, Farmer E, Brewin CR. Pain flashbacks following the July 7th 2005 London bombings. Pain 2007; 132:332-336. [CrossRef]

16.Ray AL, Zbik A. Cognitive behavioral therapies and beyond. Practical Pain Management. Tollison CD, Satterhwaite JR, Tollison JW (Ed), Third ed., Philadelphia: Lippincott. 2001; 189-208.

17.Schneider J, Hofmann A, Rost C, Shapiro F. EMDR and phantom limb pain: theoretical implications, case study, and treatment guidelines. Journal of EMDR Practice and Research 2007; 1:31-45. [CrossRef]

18.Bisson JI, Ehlers A, Matthews R, Pilling S, Richards D, Turner S. Psychological treatments for chronic post-traumatic stress disorder. Systematic review and meta-analysis. Br J Psychiatry 2007; 190:97-104. [CrossRef]

19.Shapiro F. Eye movement desensitization and reprocessing: Basic principles, protocols and procedures. Second ed., New York: The Guilford Press, 2001, 1-27.

20.Shapiro F, Maxfield L. Eye Movement Desensitization and Reprocessing (EMDR): information processing in the treatment of trauma. J Clin Psychol 2002; 58:933-946. [CrossRef]

21.Boccard E, Garbior JL. Pain and its expression in six European countries: a survey. Pain Clin 1996; 9:77-88.

22.Güzeldemir ME. Pain Assessment Methods. Sendrom 1995; 11-21.

23.Kuğuoğlu S, Eti-Aslan F, Olgun N. Mc Gill Melzack Ağrı Soru Formu’nun Türkçeye uyarlanması. Ağrı 2003; 15;47-52.

24.Spielberger C, Gorsuch R, Luslene R. Manual for the State-Trait Anxiety Inventory. Palo Alto, CA: Consulting Psychologist Press, 1970.

25.Öner N, Compte AL. Durumluk/Sürekli Kaygı Envanteri El Kitabı. 2. Basım, Boğazici Üniversitesi Yayınevi, İstanbul, 1998.

26. Beck AT, Ward CH, Mendelson M, Mock J, Erbaugh J. An Inventory for measuring depression. Arch Gen Psychiatry 1961; 4:561-571.

27.Hisli N. Beck Depresyon Envanteri’nin üniversite öğrencileri için geçerliği, güvenirliği. Psikoloji Dergisi 1989; 7:3-13.

28.Derogatis LR. SCL-90 administration, scoring, and procedure manual for the Revised Version. Baltimore, Consulting Psychologists, 1977.

29.Kılıç M. Belirti Tarama Listesi (SCL-90R)’nin geçerlik ve güvenirliği. Psikolojik Danışma ve Rehberlik Dergisi 1991; 1:45-52.

30.Dağ I. Belirti Tarama Listesi’nin (SCL-90R) Üniversite öğrencileri için güvenirliliği ve geçerliliği. Türk Psikiyatri Derg 1991; 2:5-12.

31.Grant M. Pain control with EMDR. Denver: Mentor Books, 1999, 57-90.

32.Wilson SA, Becker LA, Tinker RH. Eye movement of desensitization and reprocessing (EMDR) treatment for psychologically traumatized individuals. J Consult Clin Psychol 1995; 63:928-937. [CrossRef]

33.Grant M, Threlfo C. EMDR in the treatment of chronic pain. J Clin Psychol 2002; 58:1505-1520. [CrossRef]

34.Klaric M, Klarić B, Stevanović A, Grković J, Jonovska S. Psychological consequences of war trauma and postwar social stressors in women in Bosnia and Herzegovina. Croat Med J 2007; 48:167-176.

35.Murpy SM, Kılpatrick DG, Amick-McMullan A, Veronen LJ, Paduhovich L, Best CL, Villeponteaux LA, Saunders BE. Current psychological functioning of child sexual assault survivors: a community study. J Interpers Violence 1988; 3:55-79. [CrossRef]

36.Lochner C, du Toit PL, Zungu-Dirwayi N, Marais A, van Kradenburg J, Seedat S, Niehaus DJ, Stein DJ. Childhood trauma in obsessive-compulsive disorder, trichotillomania, and controls. Depress Anxiety 2002; 15:66-68. [CrossRef]

37.De Silva P, Marks M. The role of traumatic experiences in the genesis of obsessive-compulsive disorder. Behav Res Ther 1999; 37:941-951. [CrossRef]

38.Wegner DM, Schneider DJ, Carter SR 3rd, White TL. Paradoxical effects of thought suppression. J Pers Soc Psychol 1987; 53:5-13. [CrossRef]

39.von Knorring L, Thelander S, Pettersson A. Treatment of anxiety syndrome. A systematic literature review. Summary and conclusions by the SBU. Lakartidningen 2005; 102: 3561-2, 3565-3566, 3569.

40.Özaltın M, Kaptanoğlu C, Aksaray G. Motorlu araç kazalarından sonra görülen akut stres bozukluğu ve travma sonrası stres bozukluğu. Türk Psikiyatri Derg 2004; 15:16-25.

41.Henning KR, Frueh BC. Combat guilt and its relationship to PTSD symptoms. J Clin Psychol 1997; 53:801-808. [CrossRef]

42.de Jongh A, ten Broeke E. Treatment of choking phobia by targeting traumatic memories with EMDR: a case study. Clin Psychol Psychother 1998; 5:264-269. [CrossRef]

43.Parson ER. Traumatic stress personality disorder (TrSPD): Intertheoretical therapy for the PTSD/PD dissociogenic organization. J Contemp Psychother 2004; 23:323-367.

44.Shapiro F. Efficacy of the eye movement desensitization procedure in the treatment of traumatic memories. J Trauma Stress 1989; 2:199-223. [CrossRef]

45.Ross RJ, Ball WA, Sullivan KA, Caroff SN. Sleep disturbance as the hallmark of posttraumatic stress disorder. Am J Psychiatry 1989; 146:697-707. [CrossRef]

46.Ross RJ, Ball WA, Dinges DF, Kribbs NB, Morrison AR, Silver SM, Mulvaney FD. Rapid eye movement sleep disturbance in posttraumatic stress disorder. Biol Psychiatry 1994; 35:195-202. [CrossRef]

Düşünen Adam - Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Yayıncı
Yerküre Tanıtım ve Yayıncılık Hizmetleri A.Ş.